Altas Forumdan - Panturkizm Barada
Name: panturkist
Date: Jan 8
TÜRKMEN ADINA DAİR BAZI FİKİRLER
Türkmen adının ne şekilde teşekkül ettiği hususu ilim dünyasını uzun süre meşgul etmiştir. Yapılan çalışmalarda bu adın daha çok etimolojisi üzerinde durulmuş, tarih içinde sahip olduğu manaya ise pek az değinilmiştir. İ. Kafesoğlu bu adın siyasî bir kavram olarak Karluklar tarafından ikame edilmiş olabileceğini öne sürmüş, F. Sümer ise Türkmen adının Anadolu’da konar-göçerlikle eş anlamlı olarak kullanıldığına dikkat çekmişti.
II.
Kaşgarlı Mahmud, Türkmen adını Oğuz ve Karluk adlarıyla birlikte anmaktadır. Ancak, onun Karluk ile Türkmen annılığından bahsederken belli bir ifade tutarlılığının olmaması meselenin izah edilmesinde karşımıza önemli bir müşkilat çıkarmaktadır.
Kaşgarlı Mahmud’un “Karluklar Türkmenlerden bir bölüktür” , “Bunlar [Karluklar] Türkmenlerden bir boydur” şeklindeki ifadelerine bakılacak olursa , Türkmen adının Karlukları da içine alan siyasî bir terim olduğu ve “boylarbirliği/bodun” anlamına geldiği düşünülebilir. Nitekim, bu hususta İ. Kafesoğlu da Türkmen adının “Göktürk” terimi gibi siyasî bir isimlendirme olabileceğini (ancak bu isimlendirmenin Karluklar tarafından yapıldığını) ileri sürmektedir. Fakat, kaynaklarda ne Kaşgarlının ifadelerini ne de Kafesoğlu’nun görüşünü destekleyecek bir kayıt bulunmaktadır. Öte yandan, Divan’daki “Karluk göçebe Türklerden bir bölüğün adıdır. Oğuzlardan ayrıdır. Oğuzlar gibi Türkmendirler” ifadesi ise konuya bir başka açıdan bakmamızı zaruri kılmaktadır. Bu cümlede dikkati çeken birinci nokta Karlukların göçebe Türkler arasında sayılmasıdır. Oysa, X. yüzyıl coğrafya eserlerinden Hududü’l-Alem’de Karlukların ziraat ve hayvancılık ile uğraştıkları belirtildikten sonra onların onbeş tane de şehrinden bahsedilir. Acaba, burada kasdedilen Karluklardan konar-göçerliği devam ettirenler midir? Türkmen adının yer yer konar-göçer Oğuzlar için de kullanıldığına bakılırsa bu ihtimali göz önünden uzak tutmamak gerekir. Kaşgarlı’nın Karlukları, Oğuzlardan ayrı sayması ise ilk önce lehçe bakımından bir ayrılığı ifade ettiği ortadadır. Destana göre Oğuz Kağan’ın isim verdiği Türk kabilelerinden biri de Karluklardır. Ancak, Karluklar ananevî Oğuz boyları içinde yer almazlar. Kaşgarlı Mahmud’un Karlukları Oğuzlardan saymamasında bu destanın etkili olduğu savunulabilir. Nitekim, Ebu’l-gazi’de “ onlar Oğuz Kağan’ın sofrasinda yer almazlar çadırın dışıında beklerler” diyerek karlukları Oğuzlardan saymaz
“Oğuzlar gibi Türkmendirler” ifadesine gelince: bu husus Türkmen adının etnik form veya kavmi teşekkülü ifade etmek amacıyla kullanılmaktan ziyade yukarıda belirtildiği gibi siyasî bir terim veya konar-göçerliği ifade eden bir kavram olarak kullanılmış olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir.
Divanu Lügati’t-Türk’te geçen “Karluklu Türkmenler”ve “ Karluk Türkmenleri” ifadeleri de izaha muhtaçtır. Burada Karlukların hakimiyet sahası içinde yaşayan Türkmen topluluklarının kastedilmiş olması icab eder. Kaşgarlı’nın bildirdiğine göre bunlar, diğer kardeşlerinden ağız farkı ile ayrılıyorlar ve “b” sesini “p” şekilnde söylüyorlardı. İslam Coğrafyacısı Makdisi, İsficab yakınlarındaki Ordu şehrinin sakinlerinin Türkmenler olduğunu, bunların İsficab hakimine ( yani Karluklara) hediyeler (vergi) gönderiğini haber vermektedir. Divan’da geçen Karluklu Türkmenler veya Karluk Türkmenleri Makdisi’nin bahsettiği Ordu şehrinin sakinleri olmalıdır. Bununla birlikte, eğer Türkmen adı bir zamanlar Karlukları da içine alan (veya Karlukların ikame ettikleri) siyasî bir terim ise Karlukların hakimiyet sahasında bulunan küçük Türkmen toıpluluğunun Karluklara vergi vermesini anlamak güç olacaktır.
III.
Oğuzların, Türkmen diye adlandırılmaları hususunda bir şüphe bulunmamaktadır. Ancak, Oğuzlar bu adı ne suretle almışlardır?
Türkmen adının daha VIII. yüzyılda görüldüğüne bakılırsa bunların On-Ok kabilelerinden birinin bakiyesi olması ihtimalini göz önüne almak gerekir. Aslında, Türkmen adının içinde yer alan “Türk” kelimesi ile Türk ve İslam tarihçilerinin benimsediği “Türke benzer” ve “İmanlı Türk” izahları arasındaki ortak “Türk” isimlendirmesi de dikkati çekmektedir. Türk adının Göktürk Devleti’ni kuran asıl boyun adı olduğu ve giderek siyasî bir kavram haline gelip Göktürk bayrağı altında toplanan bütün Türk boylarının ortak adı olduğu bilinmektedir. Ancak, Türk üst kimliğinin benimsendiği dönemlerde bile boy asabiyesinin güçlü oluşu yüzünden, Türk boylarının hepsi kendi boy adlarını da devam ettirmişlerdir. Çin kaynağında geçen ve Türkmen diye isimlendirilen Tö-kö-möng’ler de böyle olmalıdır. Oğuzlar, Tö-kö-möng’lerin bulunduğu sahaya hakim olduktan sonra Oğuzlar ile Tö-kö-möng’ler (yani Türkmenler) birlikte anılmaya başlamış olması imkan dahilindedir. Çünkü, Türkmenler bir kabileden müteşekkil olsalar idi Oğuz ananesinde Karluk, Halaç ve Kanglılar gibi yerlerini alırlardı. Oysa , Türkmen adı doğrudan Oğuzların adı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kaşgarlı Mahmud Türkmen adını doğrudan Oğuzlara tahsis etmekte ve onların Türkmen adını ne suretle aldıkları hususunda da bir hikaye anlatmaktadır. Buna göre, Zülkarneyn doğu seferi sırasında Türk ülkesine gelmiş, kaçışan halktan geriye 22 kişi kalmış, Zülkarneyn de bunlara Türk’e benzer manasında “Türk-manend” demiştir. Kaşgarlı bu 22 boyun adlarını da saymaktadır. Divan’da Türkmen maddesi izah edilirken “bunlar Oğuzlardır” şeklinde açık bir ifade bulunmaktadır.
Oğuzların Türkmen adını almalarına dair ilginç görüşlerden biri de el-Biruni’nin el-Cemahir fi Marifeti’l-Cevahir eserinde yer almaktadır. El-Biruni’ye göre “Oğuz Türklerinden Müslüman olup müslümanlar arasına katılanlar iki taraf arasında tercüman olurlardı. O kadar ki bir Oğuz Müslüman olunca ‘Türkmen oldu’ derlerdi. Bunlar Türk olmalarına rağmen müslümanlar tarafından ‘Türkmen’ yani ‘Türke benzeyen’ denildi”. el-Biruni’nin verdiği bu bilgilerin en kıymetli tarafı şüphesiz , İslamiyete giren Oğuz zümrelerine Müslüman komşuları tarafından Türkmen adının verilmesidir. Acaba Türkmenler İslamiyete giren Türk zümrelerinin öncüleri olduğu için mi böyle bir isimlendirme yoluna gidilmiştir? Yoksa bu yakıştırma Oğuzların ( yani Türkmenlerin) İslam dünyasında etkilerinin artmasından sonra, onların siyasî kudretine manevi bir boyut kazandırmak amaciyla oluşturulmuş bir halk iştikakı mıdır?
Türkmen adının yükselişi Oğuzların İslamiyete girmelerinin bir neticesi gibi görünüyorsa da aslında burada Selçuklu Devleti’nin İslam dünyasında oynadığı rol gözden kaçırılmaktadır. Bu cümleden olarak Türkmen adının yükselişi doğrudan Selçuklu tarihi ile ilgilidir ve Türkmenlerin İslam tarihçilerinin eserlerinde yer işgal etmeye başlamaları da buradan kaynaklanmaktadır.
IV.
Türkmenler, Anadolu’yu baştan başa doldurduktan sonra tedricen yerleşik hyata geçmeye başladılar. Konar-göçerliği terk edip, köyler kurarak veya şehirlere yerleşerek ziraat, ticaret gibi daha çok yerleşlik unsurların mesleklerini icra edenler “Türk” diye isimlendirilmiştir. Buna mukabil, konar-göçer gelenekleri devam ettirenler ise “Yörük” veya “Türkmen” adıyla anılmışlardır.
Böyle bir değişim Osmanlı tarih yazıcılığında da görülür. Ananeye göre , Osmanlıların ataları konar-göçer Türkmenlerdir. Osmanlılar, Oğuzların Kayı boyuna mensupturlar. Hanedanın şeceresi Oğuz Kağan’a dayanır. Bunlar, Moğol istilası sırasında Anadolu’ya gelmişler ve uca yerleşerek beyliklerini kurmuşlardır. Osmanlı beyliği aşiret aristokrasisi temeline dayanır.. Ancak kısa zamanda konar-göçerlikten yerleşikliğe geçiş süreci başlar.. Aşiret gelenekleri yerini yavaş yavaş yerleşik devlet düzenine bırakır. Bundan sonra Osmanlılar “Türk”, Osmanlı ordusu da “Türk ordusu” diye isimlendirilir. Osmanlı kaynaklarında Akkoyunlu, Karakoyunlu, Safevî Devletleri ile Anadolu beylikleri “Türkmen devletleri” olarak isimlendirilir. Bu husus, adı geçen devletlerin aşiret aristokrasisine ve Türkmen geleneklerine dayanan devlet yapılanması içinde olduklarından kaynaklanıyor olabilir. Osmanlı kaynaklarında Türkmen adının sıklaşması, Osmanlı Devleti’nin Anadolu’ya ( Beylıklerin, Akkoyunlu ve Karakoyunlu devletlerinin topraklarına) hakim olması ile başlar.
Osmanlı Devleti’nde konar göçerler bulundukları coğrafyalara göre “Yörük” veya “Türkmen” diye isimlendirilir. Yörük adı Anadolu’da oluşmuş bir terimdir. Bu adın “yürü-mek” masdarından türetildiği ve yürüyen sefere koşan çadır halkı anlamına geldiği umumiyetle kabul edilmiştir. Osmanlı kanunnamelerinde Yörük, toprağı olmayan yani bir yerde durmayan konar-göçer olarak tanımlanmıştır. Anlaşıldığına göre Yörük tanımlaması daha çok Kızılırmak yayının batısından İçel’i de içine alacak şekilde çekilecek çizginin batısında kalan bölgeler ile Rumeli topraklarında bulunan konar-göçerler için yapılmaktadır. Bununla birlikte, Kızılırmak yayının doğusunda kalan ve Türkmen diye isimlendirilen konar göçerler için de bazen “Yörük”, bazen de “Yörük Türkmenleri” şeklinde isimlendirildikleri görülür. Bu cümleden olarak Osmanlı resmî vesikalarında Dulkadirli Türkmenler için “Yörükan-ı Maraş”, Halep Türkmenleri için “Yörükan-ı Halep”, Bozok bölgesinde bulunan Türkmenler için ise “Yörükan-ı Bozok” gibi vasıflandırmalara sıklıkla rastlanmaktadır. Bu husus, Yörük-Türkmen isimlendirmelerinde etnik amillerin değil, yaşama tarzının yani konar-göçerliğin ifade edildiğini göstermektedir. Türk adı ise yerleşik hayatın temsilcisi durumundadır. Bundan dolayı, Türkmen veya Yörük’ün konar göçerliği terk etmesi halinde yaşama biçimine bağlı olarak iktisadî kaynakları ve vergi düzeni de değiştiğinden, konar-göçer’in yerleşik hayata geçmesi halinde “yörüklükten çıktı”veya “Türkmenlikten çıktı” diye tanımlanıyordu.
Netice olarak, Türkmenler hakkında haberler veren kaynaklara nazaran Türkmen adının ilk olarak hangi anlama geldiği hususu pek açık olmamakla birlikte zaman içinde konar-göçerlikle eş anlamlı olarak kullanıldığı görülmektedir.
Name: Silap
Date: Jan 10
Views: 42
Öncelikle yazı çok güzel tebrik ederim. Kaynak verseydin daha mı iyi olurdu diyorum. Bir başka husus ise, Türkmen adıyla ilgili bir açıklama da ben ekleyeyim: Bilndiği gibi Türkçede şahıs ekleri Muharrem ERGİN tarafından 3 Tip olarak değerlendirilmiştir (Sayı Lehçelerde değişebilir ben Türkmen Türkçesi üzerine yaptığım bir çalışmada 4 hatta 5 tip diye tasnif etmiştim). Bunlardan ilkine ERGİN "Birinci tipteki ekler şahıs zamirleri menşeli olup bugün, görülen geçmiş zaman, şart ve emir dışındaki çekimlerde, yani şimdiki zaman, geniş zaman, gelecek zaman, öğrenilen geçmiş zaman, istek, gereklilik çekimlerinde kullanılan eklerdir"(Türk Dil Bilgisi, Bayrak Yay., İstanbul 2000, 283. s.) demektedir. Şahıs zamirlerini hatırlayacak olursak (Türkmen Türkçesinde: Şahıs Zamirleri =Ad Çalışmaları)
Ben, sen, o, biz, siz, onlar.
gel-ir+im yapısındaki şahıs eki, şahıs zamiri kökenlidir. Nitekim eski metinlerde Men geler men şeklinde çekimler de görmekteyiz. "K(i)mge il(i)g k(a)zgan+ur +men tir (e)rm(i)ş: Kime kimin için ili kazanıyorum? Dermiş" Kül Tigin Doğu cephesi 9. satır.
Bu yapının Türkmen adı ile olan bağlantısına gelecek olursak: Bilindiği gibi Türkçede isim cümleleri de vardır. Bu tür cümlelerin yüklemleri, isim kökenli kelimelere ek fiilin getirilmesiyle yapılır
Örnek: Ben Türküm >Türk+ek fiil - gnzkipi + üm burada ek fiil ve geniş zaman eki işaretsizdir. Bu yapının eskiden Men Türk erür men olduğu bilinmektedir. Zaman içerisinde ek fiil ve geniş zaman eki düşerek Men Türk men gibi yapı daha sonradan tamamen ben Türküm şekline dönüşmüştür. İşte Türkmen adının teşekkülü hakkında bir görüş de bu şekildedir. Kendisine kimliği sorulan bir Türk, "Men Türk(erür) men demiş zamanla bu ad on yakıştırılmaya başlanmıştır.
Name: panturkist
Date: Dec 27
Views: 61
Türkler ,Türkmendir .Türkmenler Türk.
Dünyada Cermenler ,Anglo-Saksonlar ,Moğollar ,Latinler ,Slavlar gibi Irklar vardır .Türk ırkı da böyle bir ırktır. Slavlar ,Rus ,Slovak ,Sırp ,Ukrain gibi bölümlere ayrılmıştır. Latinler ,ispanyol ,İtalyan ,Potekizli gibi alt gruplara bölünmüşlerdir. Bunların dilleri iyice farklılaştığından bunların dilleri artık ayrı diller gibi kabul görür.Ancak bu dilin birini öğrenenin diğerini öğrenmesi bir ay gibi bir zaman alır.
Türk(Turkic) Irkının tili Türkçedir(Turkic) .Türk ırkının da alt grupları vardır. Türkmen ,Kazak ,Kırgız ,Uygur ,Tatar gibi.Peki anadolu Türkleri dediğimiz Türkler hangi gruptandır .Şüphesiz ki Türkiye Türkleri ,Türkmendir. Andaoluda köylerde halen Türkmen sözü çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Türkmenlik bazılarının dediği gibi unutulmuş falan da değildir. Türkiyedeki Türkmenler ,Türkiyedeki Türkmen olmayan gruplardan kendilerini ayırmak ihtiyacı duyarlarsa bu kelimeyi halen kullanırlar. Örneğin Tatarların ve Türkmenlerin bulunduğu Anadolu coğrafyasının bazı bölümlerinde köyler Türkmen köyü ,Tatar köyü olarak sınıflandırılır.
Aslında bu sınıflandırma Türkiye nin kuruluş amacına ve mantığına terstir. Çünkü Türkiye tüm Türklerin devleti olarak kurulmuştur. Irk ismini Millet ismi yapmıştır. Aslında Türkiye kurulana kadar Türk boylarının arasındaki ayrım ,bir kabile ya da aile arasındaki ayrımdan farksızdır. Tarihte kurulan devletlerin hiçbirisi bugün Kazak devleti ,Özbek devleti olarak isimlendirilememektedir. Çünkü bu devletler Türk devletleridir.. Bu devletlerin içinde her Türk boyundan insanlar ,kurucu hanedanın çevrsinde bulunmuşlardır. Dünyada kimse Kazakoloji ,Türkmenoloji diye bir bilim dalını kabul etmez.Türkoloji tüm Türklerin bilimidir. Yıllar evvel ,Sovyetler dağılmadan önce Almanyaya giden sözde Kazak ,aslen Rus bir kazakistanlı yetkili tüm Orta Asya kültürünün Türkkolji adı altında incelenmesinin Pantürkizme zemin hazırladığını söyleyince , Türkoloji bölümü başkanı "sovyetlerin yaptığı gibi bir ayrım yapmaya kalkarsak ve hepsi için bir bilim dalı oluşturmaya kalksak ,o zaman tüm bilimi Türkiyelilere kanalize etmemiz gerekir ki ,diğerleri(Kazak ,Kırgız ,Özbek ,Türkmen ,Kıpçak ,Uygur ) 1900 lerin başında gökten inen milletler gibi olurlar.Böyle bir bölünmeyi kabul etmemiz her dalı ağaç kabul etmek olur ki ,böyle bir bilim olmaz. "Bir macar türkbilimci ise benzer bir konu üzerine "Tarihe baktığımızda Türkiye Türkleri dışındaki Türklerin kurdukları ,Türk unsuru yokmuş gibi görünen devletler vardır .Ancak bu unsurların daha sonraki kurdukları devletlerde kendileri tamamen Türk olmuşlardır. Örneğin Kırgızlara ve Uygurlar Türkolojinin dışına çıkarmaya kalksak ,bu unsurları kendi içlerinde de bölmemiz gerekir. Çünkü bir dönem kurdukları devleti Türk devleti saymazken ,sonraki dönemde aynı sülalenin kurduğu bir hanlığı Uygur devleti saymamamız ,Türk devleti saymamız gerekir. "
Ancak Oğuzların , Türklüğü bilim çevrelerinin tartışılamayacak mevzularındandır. Oğuzlar Türkiye Türkleri ,Azerbaycan türkleri ,Horasan Türkleri ,Gagauz Türkleri ve Türkmenistan daki beş milyon kardeşimizden oluşur. İranda da bir beşyüz bin kadar kendini Türkmen olarak niteleyen Türk vardır. İrandaki 4.5 milyona yakın Horasan Türkmeniyse kendini yalnızca Türk olarak tanımladığından BM bunların dillerini "Turkmen" değil "Turkish" olarak kullanmaktadır. Dünyada kendini Türk olarak tanımlayan yaklaşık (55-60 Türkiye +40 Azerbaycan +4.5 Horasan Türkü +gagauz +kıbrıs+balkanlar +ırak türkmenleri) 100 milyon Türkmen vardır. Kenidini Türkmen olarak tanımlayan yaklaşık (4.5 Türkmenistan +500000 İran) 6 milyon Türk vardır. Türk topluluklarının Sovyetler yüzünden birbirinden koparıldığı tezine bir çok Türkmen arkadaş karşı çıkar .Halbuki bu durum bile Sovyetlerin ne derece başarılı bir politika izlediğinin göstergesidir. Bir diğer örnekteyse yıllarca İranın baskısına maruz kalmış olan Güney Azerbaycan Türkleri , kendileri için Azeri denmesine çok kızarlar .Sürekli söyledikleri "Biz Azeri değiliz ,Biz Türküz " sözüdür. Öte yandan müstakil Azerbaycanda "Azeri" sözü kabul gördüğü gibi her ne kadar tarih ve bilim "Türklükler konusunda bir şüphe bırakmasa da "Türk " sözünü kullanmada bir hayli güçlük çekilmektedir.
Sözün özü :Türkiye Türkleri ,Türklerin Türkmen unsurunun en büyük bölümünü oluştururlar. Türkmenistan daki Türkmenlerde birebir Türkiyedekilerin akrabalarıdır. Sonuç olarak Türkiye deki Türkler Türkmendir, Türkmenistandakiler de Türk.

